Utanç ve Öz-Değer
Ece Göç, çalışmalarında genellikle Kabul ve Adanmışlık Terapisi (ACT), mindfulness temelli yaklaşımlar, şefkat odaklı çalışmalar ve psikolojik esneklik modelinden yararlanmaktadır.
Utanç, kişinin yalnızca yaptığı bir davranıştan rahatsızlık duyması değil; çoğu zaman kendisiyle ilgili derin bir kusurluluk, yetersizlik ya da eksiklik hissi yaşamasıdır. Bu duygu, kişinin kendini saklamasına, geri çekmesine, görünür olmaktan kaçınmasına ya da sürekli onay aramasına neden olabilir. Öz-değer ise kişinin kendisini yalnızca başarıları, görünüşü, ilişkileri, üretkenliği ya da başkalarının onayı üzerinden tanımlamadan; kendi varlığıyla yeterli ve değerli hissedebilme kapasitesidir. Utanç duygusu yoğunlaştığında kişi çoğu zaman öz-değerini kaybeder gibi hisseder ve kendisine daha sert, eleştirel ya da cezalandırıcı bir yerden yaklaşabilir. Bu alanda çalışılan temel konular arasında yetersizlik hissi, değersizlik düşünceleri, kendini sürekli eleştirme, hata yapmaktan yoğun korkma, görünür olmaktan çekinme, başkalarının beklentilerine göre yaşama, suçluluk, kendini bastırma, ilişkilerde fazla verme ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atma yer alabilir. Terapi sürecinde amaç, kişinin utanç duygusunu bastırması ya da yok sayması değil; bu duygunun hangi deneyimlerle oluştuğunu, bugün yaşamında hangi döngüleri sürdürdüğünü ve kendisiyle ilişkisini nasıl etkilediğini anlamasına destek olmaktır. Bu çalışma, kişinin içsel eleştirel sesini fark etmesine, kendisine daha şefkatli ve gerçekçi bir yerden yaklaşabilmesine, ihtiyaçlarını ve sınırlarını daha açık görebilmesine yardımcı olur. Amaç, kişinin öz-değerini yalnızca başarı, onay, görünüm ya da başkalarının beklentileri üzerinden kurmadan; daha sağlam, daha sahici ve daha kendine ait bir içsel zemin geliştirebilmesidir.