İçimde Kocaman Bir Orman Var
- Ece Göç
- 10 Nis
- 2 dakikada okunur
Derin hikayeleri olan şeyleri severim ben…
Dostluğun hikayelisini, kalmanın anlamlısını, gitmenin en zorlusunu, mekanın öykülüsünü,
işin en ince ayrıntılısını, bitkinin yerli ve köklüsünü…
Öyle, “nasıl anlatsam ki” deyip havada asılı kalmış duygularım yok benim.
Ben yaşadıklarımı üzerime ala ala, içime işleye işleye, kabuğuma sindire sindire büyüttüm.
İçimde de varlar, dışımda da.
Bu derin hikayeyi ilk kez bu kadar çıplaklığıyla andım ben.
Savunmasızlığımı alıp içime yerleştirdim.
Meğer anlatmak ne büyük cesaret istiyormuş.
Meğer insan yasın karşısına ancak hazır olduğunda dikilebiliyormuş.
Ben tam tamına üç buçuk yıl sonra hazırdım.
Yaşıyordum ama dilime dökülmüyordu.
Yazıyordum ama konuşmuyordum.
Şimdi konuştum.
Ve anladım ki bu, başlı başına bir dönüşüm hikayesi.
İnsan meğer ne çok korkuyormuş.
Ne çok şeyi kendi içine gömerek yaşamaya çalışıyor, ne çok yükü tek başına taşımaya uğraşıyormuş.
Yaşarken fark etmiyorsun; oluyor sanıyorsun, hallediyorum diyorsun.
Ama bazı şeyler oluyor gibi yapıyor, olmuyor.
Sonra başka bir şeye ihtiyacın olduğunu anlıyorsun.
Niyetin gerçekten iyileşmekse, bunu bir yerde kavrıyorsun.
Benim hikayemde başrol, derdimin eşlikçisi olabilmekmiş.
Onu hissedince acılar da dile geliyormuş meğer.
Acının içinden dönüşler,
dönüşün içinden geri gidişler…
İnsanın bu ritmi taşıyabilmesi için eşliğe ihtiyacı varmış.
Bunu öğrendim.
Birinin desteğini, eşliğini, güvenini; niyetiyle, kalbiyle, varlığıyla gerçekten orada olduğunda hissediyorsun.
Ve işte tam o anda insanın içindeki düğüm çözülmeye başlıyor.
Salıveriyorsun içinizde ne varsa.
Çünkü insan korkuyor elbette.
Yarasına yeniden değmekten, yeniden kanatmaktan, yeniden takılıp kalmaktan korkuyor.
Ben de korktum.
Ama şimdi…
Şimdi içimde koca bir orman var.
Bir yaprak özlemlerim,
bir yaprak suçluluklarım,
bir yaprak kendimi affedişlerim,
bir yaprak affedemeyişlerim,
bir yaprak duyulmadığımda edindiğim huysuzluğum,
bir yaprak huysuzları dinleyen sakinliğim,
bir yaprak alamadığımda kuşandığım bencilliğim,bir yaprak veremeyene bile vermek isteyen tarafım,
bir yaprak kendimi koruyan inadım,
bir yaprak uyumluluğum,
bir yaprak hayal kırıklıklarım,
bir yaprak toparlanma çabam,
bir yaprak becerişim,
bir yaprak çuvallayışım…
Hepsinin toplamı mı?
Koca bir dal.
Ben doğduğum günden beri bir ağaca büyüyorum sanki.
Kökleri sağlam, gövdesi kendine özgü, kimseye benzemeyen bir ağaca…
Hepimizi yaprak yaprak açtıran, derin derin sorgulatan bir hayat var.
Benim sorgum babamın kaybıyla başladı.
Hiç dönüp bakmamazlık etmediğim acımın tam içinden geçtim.
Ve orada, tam orada, köklerimi yeniden fark ettim baba.
Yine seninle, yine sayende.
İyi ki geçtin bu hayattan.
İyi ki kalbime dokundun.
İyi ki büyüttün beni.
Ve iyi ki, yokluğunla da varlığınla da, hala büyütüyorsun.
Seni çok seviyorum.



Yorumlar